Cinsel Sağlık ve Well-being: Yaşamın Her Evresinde Önemli Bir Boyut

Cinsel sağlık ve iyi oluş (well-being), bireyin yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda duygusal, zihinsel ve sosyal açıdan da cinsel yaşamından doyum almasını ifade eden, genel well-being’in temel bir parçasıdır. Tatmin edici bir cinsel yaşam; özgüven, ruh sağlığı ve romantik ilişkilerin kalitesi üzerinde doğrudan olumlu etkilere sahiptir.

Ancak, sağlıklı yaşlanmanın bu kritik bileşeni olan cinsellik, özellikle geç-orta yaş dönemi (50-64 yaş) için hâlâ yeterince incelenmemiştir. Bu dönem, hormonal değişimler, artan kronik hastalıklar ve sosyal rollerdeki dönüşümler gibi cinsel deneyimi etkileyebilecek pek çok faktörün bir araya geldiği bir yaşam evresidir.

Polonya’da yapılan “Yaşlanmak İçin Çok Genciz”: Geç-Orta Yaşta Cinsel Değişimlere, Sıkıntıya ve Yardım Arama Davranışlarına Dair Sesler’’ adlı niteliksel bir araştırma, 50-64 yaş arasındaki bireylerin bu konudaki algılarını, yaşadıkları değişimleri ve baş etme yollarını derinlemesine inceleyerek literatürdeki bu boşluğu doldurmayı amaçlamıştır.

Çalışmanın Temel Bulguları ve Katılımcıların Sesleri

Araştırmaya 25’i kadın, 15’i erkek olmak üzere toplam 40 kişi katılmış ve yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle onların deneyimleri mercek altına alınmıştır.

1. Yaşlanma Algısı: “Biz Hâlâ Genciz” Tutumu

Çalışmanın en çarpıcı sonucu, katılımcıların kendilerini “yaşlı” veya “yaşlanan” kategorisine koymayı büyük ölçüde reddetmesidir. Çoğu birey, kendilerini “hâlâ genç,” “aktif” ve “hayatın içinde” olarak tanımlamış, bu da çalışmanın başlığı olan “Yaşlanmak İçin Çok Genciz” söyleminin bu yaş grubunun öz algısını ne kadar güçlü yansıttığını göstermiştir.

• Cinsel Değişimlere Bakış Açısı: Libido azalması, vajinal kuruluk veya ereksiyon zorlukları gibi fizyolojik değişimler, katılımcıların büyük bir kısmı tarafından ciddi bir sorun veya yoğun bir sıkıntı kaynağı olarak değil, yaşlanmanın doğal bir sonucu yerine yaşamın olağan akışı içinde uyum sağlanması gereken küçük farklılıklar olarak algılanmıştır.

2. Baş Etme Stratejileri: Yaratıcı ve İlişkisel Yaklaşımlar

Katılımcılar cinsel yaşamlarındaki değişimlerle başa çıkmak için çoğunlukla profesyonel yardım almak yerine kendi kaynaklarına ve ilişkilerine odaklanmışlardır:

• Esneklik ve Uyum: Cinsel yakınlığın biçimini değiştirme, penetrasyon dışı aktivitelerin önemini artırma, mizah kullanma ve partnerle karşılıklı anlayışı güçlendirme gibi yaratıcı ve incelikli ilişki stratejileri ön plana çıkmıştır.

• Psikososyal Faktörlerin Rolü: Stres, yorgunluk, genel ilişki doyumu ve duygusal yakınlık gibi psikososyal faktörlerin cinsel deneyim üzerindeki belirleyici rolü sıklıkla vurgulanmıştır.

3. Yardım Arama Davranışı: Son Çare Olarak Tıbbi Destek

Sağlık profesyonellerine başvurma davranışı oldukça sınırlı kalmıştır. Yardım arama çoğunlukla şu durumlarla kısıtlıdır:

• Cinsel değişimlerin ciddi bir sıkıntıya yol açması.

• Benlik algısını olumsuz etkilemesi.

• Cinsel yaşamı belirgin şekilde sekteye uğratması.

Başka bir deyişle, tıbbi yardım bu grup için genellikle “son çare” olarak görülmüştür.

Klinik ve Toplumsal Çıkarımlar

Bu çalışma, geç-orta yaş bireylerin cinsel deneyimlerinin sadece bir tıbbi problem çerçevesinde ele alınmaması gerektiğini ortaya koymaktadır.

• Patolojikleştirmeden Kaçınma: Araştırmacılar, sağlık hizmeti sunucularının yaşa bağlı cinsel değişimleri otomatik olarak aşırı tıbbileştirmekten ve patolojikleştirmekten kaçınması gerektiğini vurgulamaktadır.

• Destekleyici Yaklaşım Önerisi: Cinsel sağlık ve well-being’in, rutin sağlık kontrollerinin doğal bir parçası olarak, yargılayıcı olmayan ve destekleyici bir dille ele alınması önerilmektedir. Bu yaklaşım, bireylerin ihtiyaç duyduklarında açıkça konuşabilmeleri için güvenli bir zemin hazırlayacaktır.

Sonuç olarak, geç-orta yaş dönemi bireylerin çoğu için cinsellik hâlâ anlamlı, esnek ve uyarlanabilir bir yaşam alanı olmaya devam etmektedir. Bu gerçekliğin klinik uygulamalara yansıtılması, sağlıklı yaşlanma ve iyi yaşam (well-being) anlayışının önemli bir parçası olarak görülmelidir.

Kaynakça

  1. Gore-Gorszewska, G., Ševčíková, A., & Hinchliff, S. (2025). “We Are Too Young to Worry”: Late-Midlife Adults’ Voices on Sexual Changes, Distress, and Help-Seeking Behaviors. Qualitative Health Research, 6 Kasım 2025 (baskı öncesi çevrimiçi yayın). PubMed ID: 41196688.
  2. https://www.urotoday.com/recent-abstracts/men-s-health/androgen-deficiency/164786-we-are-too-young-to-worry-late-midlife-adults-voices-on-sexual-changes-distress-and-help-seeking-behaviors.html