Semen Analizi: Üreme Sağlığının Ötesinde, Erkek Yaşam Süresinin 'Gizli' Biyobelirteci
Giriş ve Yeni Paradigma
İnfertilite, küresel çiftlerin %8–12’sini etkileyen ve erkek faktörünün yaklaşık %50 oranında rol
oynadığı önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak son dönemdeki bilimsel bulgular, erkek
infertilitesinin yalnızca üreme yeteneğiyle sınırlı olmadığını, sistemik sağlık ve yaşam süresi için
güçlü bir biyobelirteç olabileceği yönünde yeni bir paradigma sunmaktadır.
Yakın tarihli meta-analizler, semen parametreleri bozuk olan erkeklerin, fertil erkeklere kıyasla
tüm nedenlere bağlı mortalite riskinde %26’ya varan artış taşıdığını, ağır oligozoospermi veya
azoospermi durumlarında ise bu riskin %67’ye kadar yükselebildiğini göstermiştir (Del Giudice
ve ark., 2021). Bu bulgular, semen kalitesinin kötü olmasının iskemik kalp hastalığı, kanser,
diyabet ve serebrovasküler hastalıklar gibi çok sayıda kronik hastalık riskiyle ilişkili olduğunu
öne süren önceki çalışmalarla tutarlıdır.
Bu bağlamda, Danimarka ulusal kayıt sistemi verilerine dayanan ve 50 yıla kadar takip içeren
büyük ölçekli bir kohort çalışması (Priskorn ve ark., 2025), semen kalitesi ile yaşam süresi
arasında doz–yanıt ilişkisi olduğunu saptamıştır. Çalışma, en iyi semen kalitesine sahip
erkeklerin, en kötü parametrelere sahip olanlara göre ortalama 2,7 yıl daha uzun yaşadığını
göstermiştir. Bu veri, erkek fertilitesinin önleyici tıpta potansiyel bir öngörü aracı olarak
kullanılabileceğini düşündürmektedir.
Metodolojik Güvenilirlik ve Klinik Çıkarımlar
Tek Bir Semen Analizinin Değeri
Priskorn ve ark.
’nın çalışmasının gücü, 1965–2015 yılları arasında aynı laboratuvarda, standart
protokollerle yapılan analizlerin ulusal hasta kayıtlarıyla eşleştirilmesinden gelmektedir. Her ne
kadar semen parametreleri birey içinde dalgalanabilse de, çalışmanın 78.284 erkeği kapsayan
geniş örneklemi ve ortanca 23 yıllık uzun takip süresi, sonuçların sağlamlığını artırmaktadır.
Eğitim durumu ve semen analizi öncesi sağlık tanıları için düzeltme yapıldığında dahi sağkalım
farklarının korunması, semen kalitesinin bağımsız bir prediktör olduğunu desteklemektedir.
Biyolojik Bağlantı Mekanizmaları: Üç Temel Yol
Semen kalitesi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi açıklayan üç ana biyolojik mekanizma öne
sürülmektedir:
1. Genetik Mekanizmalar: Germ hattındaki genetik hassasiyetler (özellikle X-bağlı genler) ve
yaşla ilişkili Y kromozomu kaybı (LOY), hem sperm üretimi hem de kanser/kardiyovasküler
hastalıklar gibi sistemik yaşlanma süreçleriyle ilişkilidir.
2. İmmün Disregülasyon: Sperm antijenlerine karşı gelişen otoimmün yanıtlar (immün
infertilite) ile sistemik kronik inflamasyon ve metabolik hastalıklar arasındaki ortak immün
bozukluklar, yaşam süresini kısaltabilir.
3. Oksidatif Stres (OS): Çevresel faktörlerin (obezite, sigara, kirlilik) neden olduğu OS, sperm
DNA hasarına yol açarak üreme sağlığını bozar ve aynı zamanda sistemik yaşlanmanın da
temel itici güçlerinden biridir.
Bu mekanizmalar, semen kalitesinin sistemik yaşlanmanın ve sağlık durumunun bir yansıması
olabileceğini düşündürmektedir.
Klinik Uygulama ve Halk Sağlığı Perspektifleri
Erken Uyarı Sinyali Olarak Semen AnaliziESHRE Journal Club katılımcılarının büyük çoğunluğu (%63), anormal semen parametrelerinin
sistemik hastalıklar için erken bir uyarı olabileceği görüşüne katılmıştır.
Klinik Yönlendirme Önerisi: Özellikle total sperm sayısı 5 milyonun altında olan veya
açıklanamayan azoospermiye sahip erkeklerin, testis, prostat ve diğer kanser tipleri gibi kronik
hastalıklar açısından artmış risk taşıdığı bilinmektedir. Bu hastaların ileri ürolojik ve sistemik
değerlendirmeye yönlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Erkek infertilitesi, genel sağlık riskinin bir
göstergesi olarak ele alınmalıdır.
Halk Sağlığı Biyobelirteci Olarak Rolü
Son kırk yılda sperm sayılarındaki %40’lık küresel düşüş, hem üreme hem de halk sağlığı
açısından alarm vericidir. Semen kalitesi; hormonal denge, metabolik durum, inflamasyon ve
çevresel maruziyetler gibi sistemik faktörlerden etkilenmektedir.
Katılımcıların %54’ü, semen kalitesinin rutin erkek sağlığı kontrollerine dahil edilmesi gerektiğini
düşünmektedir. Kötü semen parametreleri, özellikle genç erkeklerde henüz ortaya çıkmamış
kronik hastalıklar için bir erken uyarı mekanizması (“kömür madenindeki kanarya”) olarak işlev
görebilir.
Bu vizyonun hayata geçirilmesi için gerekenler şunlardır:
•
Standardizasyon: WHO kılavuzlarına dayalı standart protokollerin yaygınlaştırılması.
•
Akreditasyon ve Eğitim: Androloji laboratuvarlarının akreditasyonu ve personel eğitimi.
•
Kayıt Sistemleri: Ulusal/bölgesel kayıt sistemlerinin kurulması ve veri entegrasyonu.
•
Farkındalık: Hekim ve toplum düzeyinde farkındalık artırımı.
Sonuç
Priskorn ve ark. (2025) çalışması, semen kalitesi ile erkek yaşam süresi ve genel sağlık
arasında güçlü ve doz–yanıt ilişkili bir bağ olduğunu kanıtlamaktadır. Erkek inferilitesi, izole bir
üreme sorunu değil, sistemik yaşlanma ve kronik hastalık riskinin bir biyobelirteci olarak
görülmelidir. Klinik ve halk sağlığı açısından temel zorluk, bu biyobelirtecin standartlaştırılması
ve proaktif sağlık değerlendirmelerine entegre edilmesidir. Nedensel biyolojik bağlantıların
netleştirilmesi, hem fertiliteyi hem de genel yaşam süresini iyileştirecek yeni tıbbi müdahalelerin
geliştirilmesinin yolunu açacaktır.
Kaynakça
Ammar OF, Liperis G, Ali ZE, et al. Semen analysis as a biomarker of male aging: biological
mechanisms, clinical implications, and public health perspectives. Human Reproduction.
2025;40(3):1–5. doi:10.1093/humrep/deaf232
